Başardım
Başardım
Başardım
Başardım
Başardım
Başardım
Başardım
Başardım
Başardım
Başardım
Başardım

GerÇEK BAŞARI ÖYKÜLERİ

Hayat kategorisinde bulunan başarı hikayeleri :

Bazen Sadece İstemek Yeter

ozzz84 | Kadın 1984 Çevirmen, Editör-Antalya

HER ŞEYE RAĞMEN (Size kendi yaşamımı bir parça özetlemek istiyorum...) Gözlerimi dünyaya açtığım andan itibaren daha hayatın ne olduğunu bile bilmeden, hayat beni kara listesine eklemiş ve planladığı oyunu oynamaya başlamıştı. Doktorların hatası yüzünden doğum sırasında oksijensiz kalmıştım. O günden itibaren fizik tedavi görmeye başladım. Yani biraz duygusal yönden bakarsak, herkesin sokaklarda gülüp oynadığı dönemlerde ben hiç sevmediğim ama mecbur olduğum fizik tedavi merkezinde tedavi görüyordum. Kısa zaman sonra her şeye alıştım, alışmalıydım. Dört yaşında, gittiğim tedavi merkezinde okumayı öğrettiler bana. Hayatımız böylece sürüp gidiyordu. Ve benim için şimdi yeni bir hayat daha beliriyordu, ilk okula başlayordum. Her yerde olduğu gibi ilk okula başlarken de birçok sorun çıktı. İstedikleri zeka testinde normalin üstünde bir zekaya sahip olduğum çıktığı ve okumak en doğal hakkım olduğu halde beni normal okula almamaya kalktılar. Ama ailem tüm bu sorunları halletti. Hem de bana bunları hiç yansıtmadı. Sonra okula başladım. Zaten okumayı da önceden biliyordum. Onun için bu konuda hiç sorun çıkmadı. Okula ilk başladığımda annem her teneffüste okula geliyordu. Korkmuyordum ama onun içi yine de rahat etmiyordu. İşte annelik de bu olsa gerek. Bu, dört yıl daha böyle devam etti. Artık büyümüştüm. Sadece beslenme saatlerinde geliyordu. Ama yine de endişeleniyordu acaba bana bir şey olur mu diye. Ailem; bir yandan beni okula getirip götürüyor, evde fizik tedavimle ilgileniyor, yemeğimi yediriyor, ev ödevlerime yardımcı oluyor, diğer bir yandan da kendi işlerini yapıyorlardı. Yani kısacası ailem benim her şeyimdi ve sonsuza kadar da öyle olacaktı. Bin bir zorluklarla, hiç dershaneye de gitmediğim halde, annemin yardımlarıyla Anadolu Liseleri sınavına girdim. Ama çok az puan farkla tercih ettiğim okulu kaçırdım. Birkaç gün sonra özel bir kolejden gelen bir kağıtta; girdiğim sınav sonucu ile kendi okullarına kayıt olmayı hak kazandığım yazıyordu. Ailem ve ben buna çok sevindik. Maddi durumumuz da çok elverişli olmadığı halde annem sırf ben çok istediğim için, beni bu okula sokmaya kararlıydılar. Annem durumumu bildirmek için onları aradığında; engelli olduğum için alamayacaklarını söylediler. İşte hayat gerçek yüzünü bir kez daha gösteriyordu. Bu konu ile ilgili olan birçok yerden hatta Berna Yılmaz’dan bile yardım istedik. Ama hiçbir sonuç alamadık. Zaten artık şevkimiz de kalmamıştı. Ve eski okuluma yani şimdiki adıyla Türkan Yamantürk İlköğretim Okuluna devam etmeye karar verdik. Aynı okul olduğu halde, kayıt tazelerken kendime göre bir okula gitmemi tavsiye eden büyüklerim bile oldu!... Daha sonra not ortalamamla Ayrancı Yabancı Dil Ağırlıklı Lise’ye girmeyi hak kazandım. Yine her seferinde ortaya çıkan sorunlar, bu kez de canımızı bir hayli sıkıp üzmeye yetti. Tabii daha sonra, kısa zamanda gittiğim her okulda olduğu gibi burada da öğretmenlerimin beğenisini kazandım. Kayıt olurken aileme “Bu okulu yapamaz, burası çok zor. Siz kendi duygularınızı tatmin etmek için çocuğu yormayın!” diyen öğretmenlerim, daha okulun ilk haftasından itibaren başarımı gördükçe hatalarını anlayarak çok pişman oldular. Zaten sonuçta da okulumu birincilikle bitirdim. Hemen sonrasında ise küçüklüğümden beri hayal ettiğim Bilkent Üniversitesi, İngilizce-Türkçe Çevirmenlik Bölümü’ne girdim ve oradan da yine Bölüm Birincisi olarak mezun oldum... Yine daha sonra, tesadüfen girdiğim bir yarışmada dereceye girmem sonucu kazandığım ödüllerden biri, tanınmış bir şirket ve portal olan Superonline’da staj idi. Stajımın sonucunda kalıcı olarak işe alındım ve şuanda da halen Superonline’da internet aracılığı ile editörlüğe devam etmekteyim… Bir yandan da ikinci üniversite seçeneğiyle AÖF Halkla İlişkiler Bölümü’ne girerek bu sene başarıyla mezun oldum. Öğrenim hayatım boyunca, ellerimi kullanamadığım için derslere ve sınavlara bilgisayarla katılıyordum. Ailem bana, okullarımda benim için gerekli olan her şeyi her zaman hazırladı. Çabalarını gören herkes, bütün zorluklara rağmen böyle bir evlat yetiştirdiği için ailemi hep takdir ettiler. Tabi ki ben de, böylesine dünyada eşi bulunmayan bir aileye sahip olduğum için çok mutluyum. Ailem her zaman; her şeyi iyi tarafından bakmayı, insanların olumsuz davranışlarını görmezlikten gelmeyi, ama kendimi ne olursa olsun her zaman savunmayı, güçlüklere karşı boyun eğmemeyi ve sonuna kadar savaşmayı öğretti. Hayatın gerçek yüzünü, ne kadar acımasız olduğunu anlatmaya çalıştı. Çünkü hayat onlara, bunları en kötü bir biçimde yaşatmıştı. Onlar benim de bunları yaşamamı istemiyorlardı. Ve bunun için elinden gelen her şeyi yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar. Örneğin; küçükken dışarıda annem elimden tutup yürütürken veya beni arabamla dolaştırırken bize sanki anormal bir şey varmış gibi bakan insanlara karşı annemle bir taktik geliştirmiştik. Bize bakan kişilere, biz de sanki onlarda bir şey varmış gibi bakıyorduk. Onlar da, acaba kendilerinde mi bir şey var diye üstlerine başlarına bakıyorlardı. Derken ortaya çok komik sahneler çıkıyordu. Ne olursa olsun, çoğu zaman aileme yük olduğumu düşünsem de, ailemin bana gösterdiği eşsiz ilgi ve sevgisi bu düşünceme ters düşüyor. Annemin “Sen anneliği yaşayamadın, bir tane daha çocuk doğur.” diyenlere karşı her zaman cevabı; “Ben anneliği öylesine dolu dolu, öylesine doya doya yaşıyorum ki siz bunu bilemezsiniz...” olmuştur. Hayatım boyunca dünyanın en mutlu çocuğu, insanı oldum ve aileme de elimden geldiği kadar başarılarımla bu mutluluğu yaşatmaya çalıştım. Her şeyi doya doya yaşadım, bazı durumlarda belki insanları kıskanmam gerektiği halde, bazılarının beni kıskanmasını bile sağladım. Şimdi size soruyorum; fırtınalar, insanların denizi sevmesine engel olsaydı, benim çoktan hayatın zorluklarından bıkıp, ölmeyi düşünmem gerekmez miydi? Özge Gargun

13 Tebrik - 2 Yorum : »Tebrik Et| »Yorum Yaz
3 Tebrik - 1 Yorum : »Tebrik Et| »Yorum Yaz

Enronun Hikatesi ve Ticaret Mantığı

kaptan | Erkek 1992 Programlama-Bursa

Genç Kenny gördüğü yaşlı ama sevimli eşeği köy yerinde sahibinden satın almak istedi. Köylü amca eşeği sattı ve 100$'ı alırken; - "Yarın eşeği kasabaya getirip sana teslim ederim" dedi. Ertesi gün Kenny, yaşlı amcayı kasaba meydanında buldu ve eşeği sordu. AMCA: - "Çok üzgünüm ama sizlere ömür" dedi. Kenny de: - "Peki ozaman paramı iade edin" dedi. Amca parayı alır almaz harcadığını ve iade edemeyeceğini söyledi. Çaresiz Kenny de: - "Eşeğin ölüsünü istiyorum" dedi. Amca ne yapacağını soruncada; - "Pyangoda ödül olarak kullanacağım" dedi ve eşeğin ölüsünü teslim alıp ayrıldı. Bizim amca Kenny 1 Ay Sonra şehirde gördü; - "Nasıl eşeğin ölüsü işine yaradımı" diye sordu... Kenny büyük bir gülümseme ile: - "Evet, büyük ödülü olarak senin eşeği verdim piyangoda biletleri de ikişer dolardan satıp toplam 500 biletten 898 dolar kâr ettim" dedi. AMCA: - "Peki ölü eşeğe kimse itiraz etmedi mi" diye sorunca.... Kenny'nin cevabı şu oldu: - "Evet, bir tek piyongoyu kazanan itiraz etti; onada iki dolarını iade ettim." Genç Kenny büyüdü ve Enron (2000'li yıllarda bir çok yolsuzlağa karışarak batan büyük bir amerikan şirketi) şirketinin genel müdürü oldu... Söyleyebileceğim Ticaretin mantığının iş bitirmek olmadığı. Çoğu zamöan güvensizlik içinde işin içine giriyor ve birçok ticaret anlaşmasıda başarısızlıkla sonuçlanıyor. Zamanında Türkiye'de de Anadolu insanının ufak birikimiyle büyük olan şirket sahiplerinin iflaslarını birer birer izledik.geçmiş yıllarda. Beni Çok Üzen ise müsbet zihniyetadıyla bilinin bu ticaret erbabının, insan ların paralarını dolandırmaları oldu. Bunu bir amerikalı ve ya isviçreli yapınca insan yabancı deyip sabrede biliyor. Ancak ismini vermek istemediğim bu şirketler yüzünden parasını faizle değerlendirmek istemeyen insanımızın güveni sıfırlandı. Faizsiz kazanç kurumları büyük zararlar etti. En kötüsü de hâlâ utanmadan sokakta gezen bu insanlar, milyonlarca kişinin ahını aldı. Siz siz olun, sonu Enron şirketine benzeyen ya da benzeyecek bu insanlara güvenmeden önce üretime yönelik işlere paranızı yatırmaya çalışın. Üreten asla kaybetmez. İMZA: ------------------ "Ya çaresizsinizdir, Ya çare SİZ'sinizdir... Ya ümitsizsinizdir, Ya ümit SİZ'sinizdir..."

1 Tebrik - 0 Yorum : »Tebrik Et| »Yorum Yaz

Hayalden ‘0’ Almak?

kaptan | Erkek 1992 Programlama-Bursa

Hiç Hayallerinizden Sifir Aldiniz mi ? Biz almadik. Kimse hayallerimizi engelleyemedi. Ama her zaman durum böyle olmuyor. Bu yasanmis hikayeyi okuyunca ne demek istedigimizi anlayacaksiniz. Bu öykü, çiftlikten çiftlige, yaristan yarisa kosarak atlari terbiye etmeye çalisan gezgin bir at terbiyecisinin genç ogluna kadar uzanir. Babasinin isi nedeniyle çocugun orta ögretimi kesintilere ugramisti. Orta ikideyken, büyüdügü zaman ne olmak ve yapmak istedigi konusunda bir kompozisyon yazmasini istedi hocasi... Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftligine sahip olmayi hedefledigini anlatan yedi sayfalik bir kompozisyon yazdi. Hayalini en ince ayrintilariyla anlatti. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftligin krokisini de çizdi. Binalarin, ahirlarin ve kosu yollarinin yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrintili planini da ekledi. Ertesi gün hocasina sundugu 7 sayfalik ödev, tam kalbinin sesiydi… Iki gün sonra ödevi geri aldi. Kagidin üzerinde kirmizi kalemle yazilmis kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarisi vardi. "Neden "0" aldim?" diye merakla sordu hocasina, çocuk... "Bu senin yasinda bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" dedi, hocasi... "Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynaginiz yok. At çiftligi kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satin alman lazim. Damizlik hayvanlar da alman gerekiyor. "Bunu basarman imkansiz" ve ekledi: "Eger ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm." Çocuk evine döndü ve uzun uzun düsündü. Babasina danisti. "Oglum" dedi babasi "Bu konuda kararini kendin vermelisin. Bu senin hayatin için oldukça önemli bir seçim!." Çocuk bir hafta kadar düsündükten sonra ödevini hiçbir degisiklik yapmadan geri götürdü hocasina.. "Siz verdiginiz notu degistirmeyin" dedi.. "Ben de hayallerimi..." O orta iki ögrencisi, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik evinde oturuyor. Yillar önce yazdigi ödev söminenin üzerinde çerçevelenmis olarak asili. Öykünün en can alici yani su: Ayni ögretmen, geçen yaz 30 ögrencisini bu çiftlige kamp kurmaya getirdi. Çiftlikten ayrilirken eski ögrencisine "Bak" dedi, "Sana simdi söyleyebilirim. Ben senin ögretmeninken, hayal hirsiziydim. O yillarda ögrencilerimden pek çok hayal çaldim. Allah' tan ki, sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçiydin…" İMZA: ------------------ "Ya çaresizsinizdir, Ya çare SİZ'sinizdir... Ya ümitsizsinizdir, Ya ümit SİZ'sinizdir..."

3 Tebrik - 0 Yorum : »Tebrik Et| »Yorum Yaz
Sayfalar :1 - 2 -   İleri >